Turkiye Finansal Krizden Etkilenir mi?

Dünya yüzyılda bir görülen diye tabir edilen büyük bir finansal kriz ile boğuşuyor. Bankalar bulabildikleri miktada para ile açıklarını kapatmaya çalışıyor. Merkez bankaları açıkları kapatmak için piyasalara para akıtıyor. Birçok ülke artık iflas etmiş bankalarına el koyuyor mecburen... İşin kötü tarafı bu finansal çöküşün daha ne kadar para yutacağı bilinmiyor. Merkez bankalarının piyasaya verdiği milyarlarca dolar, bugüne kadar büyük boyutlara ulaşmış kara delikleri kapatmaya yetmiyor.

Evet dünya giderek daha da küçülüyor ve küreselleşiyor. Bu inkar edilemez bir gerçek. O yüzden de bu küresel krizden Türkiye'nin etkilenmemesi imkansız aslında. Ancak nekadar etkileneceğimiz konusunu tartışmamız gerekiyor bizlerin ülke olarak.

Küresel finans krizine ABD ve İzlanda cephesinden bakınca durum gerçekten çok kötü. Ancak birazda iyimser olmak lazım tabiki. Türkiye'nin bu finansal krizin neresinde olduğunu değerlendirirken felaket tellallığı yapmamızın da bir anlamı yok. Bu bile bile ayağımıza kurşun sıkmak olacaktır.

Evet Türkiye bu krizin neresinde? Gelin hep beraber göstergelerimize bir bakalım. Gördüğümüz kadarı ile finansal krizin ülkemize üç etkisi oldu şu ana kadar;

1- Dolar Kurunun artması
2- Faizlerin Yükselmesi
3- Borsanın Gerilemesi

Şimdide geriye dönüp bir düşünelim. Dolar kuru 2007 yılı başında 1,41 YTL idi. Daha da gerilere gidersek 1,70 YTL'lerden satıldığı oldu bu ülkede. O halde dolar kurunda bir risk yok demektir. Hatta tam aksine şu anda dolar olması gerektiği seviyelere gelmiştir. Böylelikle ihracat yapan firmalar rahat bir nefes alacaktır. İthalatta ise biraz daha dikkatli davranmaya başlayacak, gerekirse bazı ürünleri kendimiz üretmeyi deneyeceğiz. Ülkemizin en çok ara ürünler ithal ettiğini düşünürsek, bu ara ürünleri üretmeye teşvik edecek sanayicilerimizi döviz kuru. En azından ithalatımızı azaltacaktır ki buda cari açığımızın kapanması için olumlu bir gelişmedir.

Borsamızın bugünki seviyelere indiği ve faizlerinde bundan çok daha yüksek olduğu günleri görmemiz için çok gerilere gitmemize gerek yok. O halde ülkemiz gerçekten de küresel finans krizini en hafif zararla atlatmaktadır ve atlatacaktır. Kötümser düşünceler hep olumsuz gelişmeleri beraberinde getirir. Milletçe bizlerde tüm olumsuz düşüncelerimizden arınmalı, ama her türlü ihtimale karşı tedbirimizi de elden bırakmamalıyız.

Forex Islemi ve Broker Firmalari

Bir arkadaşım bugün mail atmış ve forex'in ne demek olduğunu soruyor. Anladığım kadarıyla Dünyadaki küresel kredi krizinden sonra birikimlerini değerlendirmek için yeni alternatif arayışında. Bende elimden geldiğince anlatmaya çalışayım şı forex olayını...

Forex İnglizce FOReign EXchange kelimelerinin kısatmasıdır. Forex kısaca ülkelerin para birimlerinin değişim piyasasıdır. Dünyadaki döviz fiyatları serbest piyasa kurallarınca arz ve talep dengesine göre belirlenir. Bu nedenle de döviz pariteleri sıklıkla değişebilir. İşte forex dediğimiz olay da dövizi düşük kurdan satın alıp yüksek kurla satıp buradan gelir elde etmektir.

Forex piyasası dünya üzerinde en büyük finansal piyasalardandır. Günlük işlem hacminin 1,5 ile 3 milyon dolar arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Sizin adınıza forex işlemlerini yapabilecek broker firmaları mevcuttur. Brokerler müşterilerinin alım ve satım işlemlerini gerçekleştirirler.

Broker firmaları ve forex işlemi tamamen yasaldır. Bankalarda sizin adınıza hesap açıldığı içinde garantili bir sistem olarak biliniyor. Ancak büyük broker şirketlerinden Refco LLC'nin iflasını açıklaması ve müşterilerinin mağdur olması beni bu yatırım işlemine güven duymamamda bir kez daha haklı çıkardı. Açıkçası ben sistemi çokta garantili ve güvenilir bulmuyorum.

Yeni Bir Dosya Sunucusu: ShareMino



Dosyalarımızı yedeklemek hep bizleri uğraştırmıştır. Yedek dosyalarımızı yedeklerken birkaç seçeneğimiz mevcut. Bunlar dosyalarımızı CD veya DVD'ye kaydetmek, USB Hafıza Kartlarına kaydetmek yada Harici HDD cihazlarına kaydedip saklamak.

Ama yedeklediğimiz bu önemli dosyalarımızın hep yanımızda olması gerekiyor çoğunlukla. O halde de doğal olarak dosyalarımızı yedeklediğimiz CD&DVD, HDD yada USB Kartlarımızı hep yanımızda taşımamız gerektiği anlamına geliyor. Buda zor ve zahmetli bir seçenek elbette.

İşte bu zorluklardan kurtulmak amacıyla Dosya sunucuları oluşturulmaya başladı. İlk öncülüğünü Rapidshare'nin yaptığı birçok dosya sunucusu dünya üzerinde kullanılıyor ve her geçen gün daha da çok tercih ediliyorlar.

Birçok dosya sunucusu bulunmasına rağmen, bu sunucularında hoşumuza gitmeyen tarafları var elbette. Örneğin belirli bir kotanın üzerindeki gönderilerden ücret talep etmeleri. Ayrıca aynı anda birkaç dosya indirememek, belirli bir kapasitenin aşılması durumunda aynı Ip adresinden dosya indirememek gibi kısıtlamaları da ilave edebiliriz.

Dosya sunucusu konusunda yeni yayına başlayan ShareMino oldukça güzel ve kullanışlı bir seçenek. Şüphesiz en büyük cazibesi de ücretsiz olarak 5 GB'a kadar upload hakkı vermesi. Sizde dosyalarınızı yedekleme konusunda dertliyseniz birde ShareMino'yu deneyin derim. Benim hoşuma gitti açıkçası...

Gunes Enerjisi(Solar Energy) mi? Hidrojen Enerjisi mi?



Dünyanın enerji ihtiyacı gün geçtikçe atrıyor ve enerji ihtiyacımızın önemli bir kısmını fosil yakıtlardan karşılıyoruz. Peki bu hızlı tüketişin sonucunda fosil yakıtların tükenmesi halinde ne yapacağız?

Evet dünyaca ünlü birçok bilim adamı fosil yakıtların yakın bir gelecekte tükeneceğinden neredeyse emin. İşte bu yüzdende alternatif enerji kaynakları üzerindeki tartışmalar da her geçen gün artmakta. Tabiki tartışmalarla birlikte bu konuda araştırmalar da büyük önemle sürdürülüyor.

Enerji kaynakları konusunda en çok güneş enerjisine (solar energy) güveniyor bazı bilim adamları. Ancak güneş enerjisi ile tüm dünyanın enerji ihtiyacının karşılanabileceği konusunda bilim adamları arasında görüş ayrılıkları var. Bu nedenle de güneş enerjisi ile birlikte yeni alternatifler üzerinde de duruluyor. Bu alternatiflerden en önemlisi de hidrojen enerjisi.

Birçok otomobil firması daha şimdiden hidrojenle çalışan otomobiller ürettiler. Ancak bu enerji kaynağının dünya üzerinde yayılabilmesi için ciddi çalışmalara imza atmak gerekiyor.

Avustralya'da bulunan Monash Üniversitesi Comonwealth Scientific ve Industrial Research Organisation'da çalışan bilim adamlarına göre elektrik enerjisini kimyasal enerjiye çevirmekle birlikte bu zorlukların üstesinden gelinebilir.

Bilimsel açıklamaya göre elektroliz iki reaksiyona ayrılıyor: Katot'ta protonlar hidrojen iyonlarını şarj ederken, suyun oksidasyonu da anot'ta oksijen üretiyor.

Bakalım önümüzdeki yılların en gözde konularından olacak olan enerji, hızla geçen zamanla nasıl şekillenecek? En temiz enerjiyi en ucuz yöntemlerle elde etmek dileğiyle...

Blog Yazarligina Donus

Blog sitemde her telden konu ile alakalı yazılarımı yayınlamak için bu blogger bloğunu oluşturmuştum. Basit ama kullanışlı olan bu blog, benim işimi görüyor ve yazdıklarımı paylaşmaya yetiyordu. Ancak tam yazmaya başlayıp, blog yazarlığına alışmaya başlamışken, hayatımın olağan akışında bazı düzenlemeler ve değişiklikler yapmam gerekti.

Bu kökten değişiklikler malumunuzdur ki hiçde kolay olmazlar. İnsanı psikolojik olarak yorar ve yıpratır böyle dönemler. Ancak tabiki birşeylerin sürekli yoluna girebilmesi için, bir dönemi feda etmek gerekebiliyor.

Bende bu zorlu dönemi çok sevdiğim dostlarım ve yanımda olan herkesle birlikte atlatmayı başardım. Umarım hakkımızda herşeyin hayırlısı olur. Yanımda olan tüm dostlarıma çok teşekkür ediyorum.

Böylelikle blog yazma hobime de geri dönmüş oluyorum. Birşeyler yazmak, birşeyler üretmek ve paylaşmak gerçekten çok güzel. Yazdıklarımın tamamının doğru olduğu yada olacağı gibi bir iddiam hiçbir zaman olmadı ve olmazda. Yazmaktaki amacım paylaşmak ve doğruyu bulmak. Sizinde fikirlerinizi, yorumlarınızı her zaman bekliyorum.

Online Alisveristen Korkmayin

Alışveriş tüm toplumların vazgeçilmezi elbetteki. Kimimiz severek, kimimiz de mecburiyetten alışveriş yaparız. Ancak isteyerek de yapsak, istemeden de alışverişe mahkum olsak, mecburuz buna. Çünkü alışveriş hayatımızın bir parçası artık..

Hepimizin bazı alışveriş şikayetleri muhakkak vardır. Bazen eğlenceyken bize, bazende işkenceye dönüşür alışverişler. Otopark sorunu, aradığımız ürünü aradığımız yerde bulamamak, kalabalıklar bu sorunlarımızdan sadece bazıları. İşte böyle durumlarda bizi alışverişten kurtaracak bir formül ararız hep, ancak bulamayız bir türlü.

Sanal mağazaların ortaya çıkması işte bizleri alışverişin yorucu gazabından kurtardı. Artık beyaz eşyadan elektroniğe, giyimden kozmetiğe, hediyelik eşyadan kitaba aradığınız herşeyi sanal dünyada bulmanız mümkün. Hemde siz koltuğunuzda çayınızı yudumlarken siparişinizi veriyorsunuz, siparişleriniz kapınıza teslim ediliyor. Hatta son zamanlarda marketler de sanal mağazalar zincirine katılmaya başladılar. Artık market alışverişleriniz bile online olacak. Büyük marketler sanal mağazalarıyla hizmete başladılar artık. Ve her geçen günde yenileri ekleniyor. Tüm market ihtiyaçlarınızın siparişini verip, adresinize teslim edilmesini bekliyorsunuz.

Peki online alışverişte dikkat etmemiz gereken konular nelerdir. Öncelikle, kredi kartı gibi önemli bilgilerinizi girmeden önce güvenli bir sunucuya yönlendirilmiş olmalısınız. Güvenli sayfaların adresleri ‘http://’ yerine ‘https://’ ile başlar. Tarayıcınızın sağ alt köşesinde belirecek bir kilit simgesi sayesinde de güvenli bir sayfada olduğunuzu anlayabilirsiniz. Bu konularda özellikle dikkatli olmalısınız. Tabi kurumsallığından emin olmadığınız firmalardan alışveriş yapmamanız sizin menfaatinize olacaktır. Online alışverilşerde en çok kullanılan ödeme yöntemleri şu üçüdür; 1- Kredi kartı 2- Banka havalesi 3- Kapıda ödeme. Sizin için en uygun olanı hangisidir bilemeyiz ama en güvenli olanı tabiki teslimatta yani kapıda ödeme seçeneğidir güvenemediğiniz sanal mağazalarda..

Ancak sonuç olarak dikkatli davrandığımız sürece sanal mağazalar bizlere çok fayda sağlıyor. Teknolojinin ve internetin kolaylıklarından faydalanmak gerek. Şimdilik hoşçakalın...

İnternetin Hayatınızı Mahvetmesine İzin Vermeyin



İnternet hep bahsettiğimiz gibi her geçen gün hayatımızı daha çok etkilemeye, daha çok kontrol altına devam ediyor. Bu bizlere birçok imkan ve kolaylık sağlamakla birlikte aynı zamanda özel hayatımızıda genele yayıyor. Buda sanırım olayın en tehlikeli boyutlarından...

Şöyle bir düşünün.. Bir firmaya iş başvurusunda bulundunuz ve İnsan Kaynakları Müdürünü bir hayli etkilemeyi başardınız. Artık işe kabul edildiniz neredeyse. Bir anda müdürün aklına sizin hakkınızda internette ne bulabileceği geliyor. Ve isminizi arıyor arama motorlarında. Aslında buna sizde hazır değilsiniz ve şok oluyorsunuz. Belki yıllarca önce arkadaşlarınızla katıldığınız bir patide çekilmiş, elinizde bira şişesi, perişan ve sarhoş bir resminiz. Müdürün imalı ve aşağılayıcı bakışları altında eriyip gidiyorsunuz..

Bu varsayımsal olayın gerçekleşme ihtimali çokta düşük değil. Yazdığınız bir yazı, bir arkadaşlık sitesine koyduğunuz resimleriniz yada sizinle ilgili diğer çeşitli içerikler her an karşınıza birgün çıkabilir sanal alemde. Bir blog yazınız, şiirleriniz yada webcam görüntüleriniz.. Ve her insan da sizlere kolaylıkla ulaşabilir. Video paylaşım sitesi YouTube'de webcam görüntüleri ortaya çıkıp hayatı mahvolan birçok insan mevcuttur. Yada diğer internet dünyasında...

İşte bu nedenlerle internet, bazen hiç ummadığımız bir anda bizi üzebilir. O bakımdan da birgün rahatsız olabileceğiniz sizinle ilgili içeriği internete asla göndermeyin. Gerçek isminizi de mümkün olduğunca kullanmamaya çalışın. Unutmayın ki internette hiçbir bilgi asla kaybolmaz ve yıllar sonra karşınıza çıkabilir.

Bir forum sitesindeki yorumunuzu, sildirmek için sadece rice edebilirsiniz site yöneticisinden, yada bir blogtaki yazınızı, resminizi. Yada çok zor ve sıkıntılı bir süreç sizi bekliyor demektir.

İnternet dünyasının sizi birgün üzmemesi için hep dikkatli olmalısınız. Benden söylemesi...