İnsana Saygı Bir Erdemdir

Toplum halinde yaşamanın belli kuralları ve sorumlulukları vardır. Bu kuralların başlıcalarını kanunlar belirler. Ve bir kısmı da insanların vicdanlarına kalmıştır. Malum polislerin de kural ve kanunların da herkesi yada herşeyi kontrol altına almaları imkansızdır.

Ofisimde odamın penceresi Konya'nın en kalabalık kavşaklarından birtanesine bakıyor. Yani Gürültü kirliliğinden oldukça muzdaribim. Aslında zamanla alışıyor insan. Ama bazen de sinir olmadan edemiyorum tabii..

Trafikteyken aracımın kornasını çok önemli bir durum olmadıkça kullanmam. Ya önümdeki aracın şöförü dalıp kalmıştır kırmızı ışıkta yeşil yandığı halde hala bekliyordur yada önüme bir çocuk atlayıvermiştir. Ben kornanın çalınma şekline de özen gösteririm aslında. Bir uyarı mahiyetinde çalınan korna vardır, birde afedersiniz küfür edermişçesine abanmak var. İşte benim işyerinde kızdığım asıl bu tarzdaki kendini bilmezler.

Dün haber ajanslarında bir haber okudum. Önce güldüm sonra düşünmeye başladım. İsterseniz haberin bir bölümünü alayım sizde önce sizde okuyun.

"Sarı ışıkta korna çalanlar derneği kuruldu

Kayseri`de `Sarı Işıkta Korna Çalanlar Derneği` adıyla yeni bir dernek kuruldu. İlginç isimli derneği kamuoyuna tanıtan Başkan Kamil Korna'nın hedefi tüm türkiye

Türkiye'de taşıt sayısının her geçen gün çığ gibi arttığını, bunun doğal sonucu kırmızı ışıktan sonra sarı yanar yanmaz kornaya basanların sayısının hızla yükseldiğini hatırlatan Korna, bu şoförlerin hepsini müstakbel ve doğal üye addettiklerini söyledi.

Korna açıklamasını şöyle sürdürdü: "Resmen kuruluş işlemlerini dün tamamlamamıza rağmen bir gün içerisinde 500'e yakın üye kaydettik. Dün, Emniyetteki işlerim biter bitmez arabamla müstakbel üyelerimizi tespit için çeşitli cadde ve kavşakları dolaştım. Doğrusu potansiyelimizin umduğumdan fazla olduğunu söyleyebilirim. Özellikle minibüs şoförlerimizin bu konuda çok duyarlı olduklarını, bırakın sarıyı yayalara kırmızı yanar yanmaz yani kendilerine henüz sarı yanmadan kornaya 'dat dat' diye bastıklarını sevinçle gördüm."

Toplantıda ilginç bir anısını da anlatan Kamil Korna "biliyorsunuz sarı ışıkta kornayı en öndekileri uyarmak amacıyla arkadaki şoförler çalar. İşin raconu böyledir. Ancak Düvenönü'nde rastladığımız beyaz Reno'nun şoförü, en önde olmasına rağmen sarı ışıkta korna çaldı. Merakımdan takip edip ilk durduğum yerde bu hareketinin sebebini sorduğumda 'ben de arkadakileri uyarıyorum abi! Yani sarı ışıkta korna çalma geleneğimize yeni bir ruh kazandırdım' dedi." şeklinde konuştu.

Başkan Korna, bir gazetecinin "acaba ülkemize ve şehrimize gelen yabancılar bu durumu nasıl karşılıyorlar?" şeklindeki sorusuna da "Valla, onlar bize özgü bu güzel örf ve adetimize henüz alışamadılar. Garipler, Türkiye'de sarı ışığın 'korna çal' anlamına geldiğini hala bilmiyorlar." cevabını verdi. (Habervaktim.com)"

Önce vatandaşın soyadının Korna olması dikkatimi çekti. Sonra'da acıdım bu insanımıza. Daha doğrusu bu ve bunun gibi belki milyonlarca insanımıza.. İsmini duyırabilmek için, tanınmak için, meşhur olabilmek için belki 70 milyonun gözünde kötü bir intiba bırakmayı, basit egolarına tercih edenleri acıdım.

Çok acil durumlar dışında insanlara saygısızlığı teşvik eden, gürültü kirliliği oluşturan bir davranış çeşidiyle şov yaparak evet bizlere kadar kendini duyurdun. Ama şahsen ben acıyorum sana Sayın Korna. İnsan ve doğa sevgisi, saygı ve sevgi insanın ruhunda oluyor.

Saygı ve Sevgi dolu bir Türkiye dileklerimle...

Fark Edilmek mi İstiyorsunuz?

"Fark Etmek" ile "Park Etmek" kelimelerini okuduğunuz bir metin içerisinde karıştırma ihtimaliniz nedir? Yani yazıda "Fark Etmek" olarak bulunan bu kelimeleri ilk bakışta "Park Etmek" olarak okuma ihtimaliniz..

Peki şimdi "Fark Etmek" ile "Televizyon" kelimelerini karıştırma ihtimalinizi düşünün.. Metin içerisindeki bir "Fark Etmek" sözcüğünü yanlışlıkla "Televizyon" olarak okuma ihtimalinizi..

Yukarıdaki örneğimizde de gördüğümüz gibi çok küçük farklılıklar kalabalıklar içerisinde kaybolurlar. Örneğin bir sayfalık bir yazıda yukarıdaki örneğimizde olduğu gibi "F" ve "P" harflerini karıştırabileceğimiz gibi.. Hele birde metinde daha önce birkaç kez "Park Etmek" sözcüğünü okumuşsak..

İnternet ve weble mi ilgileniyorsunuz? O halde sizinle bazı verileri paylaşayım. Dünya'da internet kullanıcısı sayısı 1 milyarı aşmış. Bu büyük artış tabiki beraberinde web sitelerinin de artışını getirmiş. Ve son rakamlara göre Dünya üzerinde 30 miyarın, Ülkemizde ise 100 milyonun üzerinde web sitesi bulunuyor.

Yeni bir web projemizin olduğunu düşünün. Oluşturduğumuz ve yayına başladığımız anda ülkemizde 100 milyon, ve dünyada 30 milyar rakibimiz var artık. Şimdi onlarla yarışma, onlara fark atma, ve hızla depar atma zamanıdır. Çünkü hedefimize ulaşmak için yolumuz çok uzun. 100 milyon(ülkemiz için) site içerisinde ilk 10 binlere gelirsek ancak başarılı olabilmişizdir.

Önce siteyi niye açmak istediğinizi kendinize bir sorun. Amacınız nette bir sitem olsun düşüncenizse, ve bir sunucuda yayınlansın, adres çubuğuna adresini yazınca çıksın istiyorsanız sizin amacınız sitenizi internete park etmektir. Ve yayınladığınız anda amacınıza ulaşmış sayılırsınız.

Ancak yaptığınız sitenizin fark edilmesini istiyorsanız işiniz çok daha zor. İşte ozaman 100 milyon rakibinizden sizin bir farkınız olmalı. Ve farkınız "Fark Etmek" ile "Park Etmek" arasında oluğu gibi küçük bir ayrıntı değil, "Fark Etmek" ile "Televizyon" arasındaki gibi fark edilebilir olmalı.

İçeriğiyle, tasarımıyla, projesiyle, düşüncesiyle, yazılımıyla farklı sitelerde buluşmak ümidiyle...

Almadan Vermek İnternet'in Kimyasına Ters

Almadan vermek Allah'a mahsustur derler. Aslında normal hayatımızda bu söze fazla da katılmam ben. Bu konularda biraz sofistim galiba. Asıl kazancın almadan vermek olduğunu düşünür ve ancak karşılık beklemeden yapılan şeylerin insanı mutlu edeceğine inanırım.

Ancak konu iş hayatına gelince bunun tam tersidir olay. Hayat siz emek sarfetmedikçe size kolay kolay birşeyi vermez. Tabiki istisnalar kaideleri bozmazlar. Bir hedefiniz varsa hedefinize ulaşmak için yapmanız gerekenleri belirlemeli ve elinizden gelenin en iyisini yapmalısınız. Sonra verdiğiniz emeğin karşılığını beklemek en doğal hakkınız tabiki.

Dinimizdeki alın teri de bir sonuca ulaşmak için verilen emeği sembolize eder. Bir karşılık, bir gelir elde edecekseniz karşılığında o iş için emek sarfetmelisiniz ki kazancınız helal olsun. Yani elinizden gelenin en iyisini yapacaksınız...

İnternet ve web dünyası da olağan hayatımız gibi bize hak etmediğimiz birşeyi kolay kolay vermez. İllaki biryerlere gelmek için emek ister, özveri ister, inat ister, sabır ister. Siz yaptığınız bir siteye ne kadar değer verirseniz, o da okadar iyi bir yere gelecektir. Ancak derme çatma bir içerikle, olmayan veya sağdan soldan kulaktan duyma web bilgilerinizle oluşturduğunuz web sayfaları elbette web çöplüğünde bulacaktır yerlerini. Ben web çöplüğü olarak tabir ediyorum artık bu tarz siteleri. Ne bir tasarım değeri, ne bir programlama değeri nede bir içerik değeri vardır bu tarz sitelerin. Geçici bir hevesle, yada egolarını tatmin etmek isteyenlerin "bakın ben bu işi biliyorum" naralarıyla yaptıkları bazı web artıkları..

Ancak bu konuda ülkemiz çok önemli yerlere de gelmeye başladı artık. Buda beni fazlasıyla sevindiriyor. Özellikle son birkaç yılda çok hızlı yol aldık bu sektörde.

Bakın öncelikle şunu belirtmeliyim ki her insan bazı şeyleri bilmeyebilir. Yada web konusunda hiçbir bilgisi olmayan bir internet kullanıcısı web sayfası oluşturmak isteyebilir. Bu her insanımızın hakkıdır ve ben bu arkadaşlarımızı hep gıpta ile izlerim. Zira başarı önce merakla, sonra kararlılık ve azimle gelir.

Benim sitemim belli bir amaç uğruna, belirlediği amaca hızlı ve emek vermeden ulaşmak isteyen bazı uyanık(!) arkadaşlarımıza. Örneğin sitesine koyduğu Adsense reklamlarından kısa yoldan para kazanmak düşüncesi ile copy paste içerikle dolu olan sayfalara.. Yada hazır bir portal kurup da içini başka sitelerden çalarak doldurduğu sayfasının biryerlere gelmesini umanlara..

Önce karar verin, ne yapmak istediğinizi analiz edin, emek harcayın, ve sitenize ilgi gösterin. Unutmayın ki ilginizi karşılıksız bırakmayacaktır. Kararlı olun; eğer içeriğinize ve sayfanıza güveniyorsanız, ne sitem sand box'a düştü diye ümitsizliğe kapılın, nede sayfalarım indexlenmiyor diye. Unutmayın ki her yokuşun bir inişi vardır..

Online Alışveriş Artık Vazgeçilmezimiz

İnternetin her alanda dünyamıza girmesiyle, birçok konuda olduğu gibi alışveriş kültürümüze de bir yenisi daha eklendi; Online Alışveriş. Aslında ilk zamanlarda güvenli olmadığı gerekçesiyle temkinli yaklaştığımız Online Alışveriş, artık birçoğumuz tarafından kullanılan bir yöntem.

İlk sanal mağazalar oluşmaya başlarken birçok yetkili ve uzman, gelecekte sanal mağazacılığın çok fazla rağbet göreceğini, bu sektörün 10 yıl içinde %5000 büyüyeceğini söylediklerinde sanırım birçoğu alayla gülmüştü. Çünkü o dönemlerde online alışveriş çok fazla tercih edilmiyordu. Yani insanlar temkinli yaklaşıyorlardı bu alışveriş şekline.

Ancak şu anda geldiğimiz noktayı değerlendirdiğimizde sektörün beklenenden çok daha fazla büyüdüğünü ve daha da büyümeye devam ettiğini görmekteyiz. Artık birçok insan online alışverişi doğru sitelerden yaptığında güven sorunu yaşamayacağını belirtiyor. "Ben bu siteyi seviyorum, ucuz ve güvenilir. Zaten buradan alışveriş yapıyorum devamlı" diyen birçok müşteri kitlesini oluşturmuş bile bu sektöre zamanında yatırım yapan bazı firmalar.

ACNielsen'ın yaptığı araştırmaya göre dünya üzerinde bugüne kadar 627 milyondan fazla kişi internet üzerinden alışveriş yapmış. Araştırmaya göre sadece geçen ay 325 milyon kişi internet üzerinden alışveriş yaptı. Internet üzerinden yapılan alışverişlerde 212 milyonun üzerinde kişi kitap, 135 milyonun üzerinde kişi DVD ve/veya video oyunları, 135 milyona yakın kişi uçak rezervasyonu, 128 milyondan fazla kişi giyim, aksesuar, ayakkabı gibi ürünler, 112 milyondan fazla kişi müzik indirme veya CD, 106 milyon kişi elektronik aletler (fotoğraf makineleri, kamera), 98 milyona yakın kişi bilgisayar donanım elemanları ve 86 milyondan fazla kişi otel ve/veya tur rezervasyonu satın aldığı tespit edildi. Aynı kişi birden fazla işlem yaptığı için yapılan işlem sayısı 627 milyonu aşıyor.

Yine Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre ABD'de Kasım - Aralık aylarının tatil dönemlerinde yapılan online alışveriş miktarı 30 milyar doları aşarak rekor kırdı. Bu rakam bir önceki yılın aynı dönemine göre %30 artış demek. Bu rakalarla online alışveriş tüm perakende satışların %6'sını oluşturuyor.

Evet yurt dışında online alışveriş böyle. Peki ülkemizde ne durumda şu anda online alışveriş? Birazda ülkemizi inceleyelim.

Özellikle İstanbul merkezli büyük firmaların sektöre yatırım yapmasıyla tanınan ve hızlı bir ivme kazanarak hızla artan online alışveriş ülkemizde de tüm dünyadaki gibi vazgeçilmez. Sektöre özellikle Anadolu firmaları da yatırım yapmaya başladılar ve sanal ortamda rekabet de kızıştı. Ülkemizde de çok sayıda sanal mağazaya rastlayabiliyor, güvenle alışveriş yapabliyoruz artık.

Anadolu Üniversitesi Fen Fakültesi İstatistik bölümü de bu konuda mini bir anket yapmış. Ankara, İstanbul, Eskişehir ve İzmir illerinden toplam 100 kişi üzerinden 64 kişinin şu ana kadar bir defa da olsa online alışveriş yaptığını tespit etmiş. Ve bu 64 kişinin 17'si düzenli olarak alışveriş yaptıklarını belirtmişler. İnternet alışverişlerinden en çok hangi ürünle ilgileniyorsunuz? sorusuna 17 kişi elektronik, 10 kişi ofis-kırtasiye, 8 kişi iletişim-telefon, 5 kişi bilgisayar-donanım, 5 kişi spor malzemeleri, 4 kişi ev aletleri, 4 kişi giyim, 3 kişi gıda, 2 kişi kişisel bakım, 3 kişi çiçek, 2 kişi müzik, 1 kişi de film cevabını vermiş.

Yani sanal mağazalar artık vazgeçilmezimiz ve yükselen bir değer. Bu sektöre yatırım kazandırır. Tabii doğru zamanda, doğru hamleler yaparsanız.

Tekrar görüşmek dileğiyle...

İnternette Aradığınızı En Kolay Yoldan Bulun

İnternette arama yaparken yüzlerce hatta binlerce sonuçla boğuşmadan aradığınız sonuca en kolay yoldan ulaşmanın yolu varmıdır sizce?

Malumunuz internet kullanımı her geçen gün yaygınlaşmakta. Hatta öyle büyük bir çığ haline geldi ki yetkililere göre acil önlemler alınmazsa 10 yıl içinde internet sisteminin tüm dünyada çökebileceği, yada çok büyük zararlar görebileceği yani felç olabileceği belirtilmektedir. Şu anda günde internet arşivine yaklaşık 1 milyon yeni sayfa eklenmekte, bu bilgi zenginliği getirdiği gibi aynı zamanda bilgi kirliliğini de beraberinde getirmektedir.

İşte bu yüzden arama motorları bize bu milyarlarca sayfa içerisinde aradığımızı bulma şansı sunmaktadır. Son yıllarda arama motorlarının dünyanın en fazla ziyaret edilen internet adresleri olması, bu karmaşık sistemdeki trilyonlarca sayfa içerisinde bir rehbere nekadar muhtaç olduğımuzu açıkça göstermektedir.

İşte aramaya başlarken ilk olarak doğru arama motorunu seçmektir. Son yıllarda tüm dünyada neredeyse tekel haline gelen "google" bu alandakilerin neredeyse en iyisi. Tabii sadece google değil bize bu konuda yardımcı olabilecek. Başka alternatiflerimizde var. Örnegin mikrosoft'a ait olan msn ve live, yine kategori aramalarında uzmanlaşmış yahoo, altavista seçeneklerimizden bazıları.

Peki doğru arama motorunu seçtik. Aramalarımızı nasıl yapmalıyız? Şimdi küçük ipuçlarımıza bakalım.

- Anahtar kelime seçiminde dikkatli olun. En doğru sonuç için fazla sayıda anahtar kelime seçimine özen gösterin.

- İki ya da daha fazla anahtar kelimeyi bağlarken aralarına 'and', '&' veya '+' işaretlerini yerleştirin.

- Kelimeleri parçalı olarak aramak için '?' ve '*' işaretleri kullanılabilir. Tek harfi değişken yaparken '?' (?ıra: sıra ve çıra); kelime tamamlamak için ise '*' (oto*: otomobil ve otobüs) işaretlerini kullanabiliriz.

- Anahtar kelimeleri çoğul yazmak yerine tekil yazmayı tercih edin.

- Anahtar kelimelerden hepsini ayrı ayrı listelemesi için kelimelerin arasına "|" işareti (Alt Gr+<) konmalıdır.

- Anahtar kelimelerin yanyana bulunduğu sayfalara ulaşmak için kelimeleri çift tırnak ("Online Satış") içine alın.

- Hem Online, hem de Sinema kelimelerini barındıran sayfaları listelemek için "+online +sinema" yazmanız gerekir.

- Anahtar kelimelerden, listelenmesini istemediklerinizi yazmak için başına '-' işareti koyun. Örneğin -gazino yazarsak, içinde gazino kelimesi olmayan oyun sonuçlarını listeler.

- İçerisinde mutlaka geçmesini istediğiniz kelimeleri yazarken başına '+' işaretini koyun.

Şimdilik hoşçakalın...

Otomobiller Uçaklarla Yarışmaya Başladı


Erkek milletinin otomobile merakı neden bukadar fazladır bilinmez (Tabi Kadınlara Göre). Aslında imkanı olan yada otomobil sahibi olan kadınlar da en az erkekler kadar meraklılar sanıyorum otomobile. Bu hobimiz son yıllarda artık çığırından çıktı desek abartmış olurmuyuz bilmiyorum. İsterseniz önce kulak verin anlatacaklarıma sonra karar verelim çılgınlığımıza..

Geçen gün nette sörf yaparken bir haber dikkatimi çekti. Dünyanın önde gelen lüks otomobil üreticisi firmalardan olan Lamborghini, piyasaya yeni sunduğu ( Buna piyasaya sunmak da diyemeyiz ama. Çünkü sadece 20 adet üretecekmiş şimdilik.)Reventon markalı otomobilini uluslarası televizyon kuruluşlarına tanıtmak amacıyla A200-A Tornado tipi savaş uçağıyla yarıştırmaya karar verdi. Amacı 1 milyon euro değerindeki bu otomobilin neler yapabileceğini kanıtlamakmış.

İç mekanında da modern uçaklar gibi kumandalar ve üç adet TFT-LCD ekrandan oluşan bir kokpite sahipmiş Lamborghini Reventon. 6.5 lt hacimli 12 silindirli Lamborghini motoru, 650 bg güç üretiyor ve aracı 0’dan 100 km/s’ye 3.4 saniyede çıkarıyormuş.

Şimdilik sadece 20 adet Reventon üretileceğini duyuran Lamborghini, üreteceği otomobillerin tamamını üretimden önce satmış. İlginç değilmi arkadaşlar? Dünyadaki otomobil çılgınlığının bir kanıtı olsa gerek.

Sanırım sizde merak ettiniz ve içinizden "Eee tamam yaa uzatıp durma, sen sonuca gel, uçak mı geçmiş yoksa Lamborghini mi?" diyorsunuz. Savaş uçağı son saniyelerde Reventon'u geçmeyi başarmış havalandıktan sonra. Tabii bu arada ikisinin hızı da 340 km/s imiş.

Bu kadar hızlı bir arabaya nerede ve nasıl binerler bilemeyiz ama araç şu anda kapışılıyor. Şimdi siz karar verin araba merakımızın geldiği noktaya. Sizce hobi mi demeliyiz yoksa çılgınlık mı? Önümüzdeki yıllarda arabalar da uçaklarla birlikte havalanırsa hiç şaşırmam.. Bu hızdan sonra uçmamak çok zor artık:)

Otomobil Haberleri (www.oto-haber.blogspot.com)

İnternet Reklamcılığında Yeni Bir Boyut: Google Adwords

İnternette reklamdan, reklamcılıktan ve bize nasıl faydalı olabileceğinden bahsettik bir önceki yazımızda. Hani meşhur biz söz vardır, "Balık verme, balık tutmayı öğret" diye. Şimdi sıra geldi balık tutmayı öğrenmemize...

Tabii öğrenmeden önce neden Google, neden Adwords biraz açıklayalım. Hepimizin bildiği gibi Google, dünyanın en büyük arama motoruna sahip. Ve birçoğumuz internette aradığımız şeyleri, önce google'ye girip, sonra orada aratırız. Ve bulduğumuz bağlantılara gideriz sırasıyla..

Peki şimdi şöyle bir güşünün. Sizin işinizle ilgili, sektörünüzle ilgili yani arzınızla ilgili tüm aramalarda google'de ilk sırada çıksanız. Ve bu aramayı yapan insanlar sizin web sayfanıza gelseler. Ürünlerinizi inceleyip size ulaşsalar.

İşte google bu hizmeti veriyor. Hemde seçiminize göre tıklama maliyetini seçebilirsiniz. Yani sadece reklamınızı tıklayanlar için para ödüyorsunuz google'a. Buda reklam veren için çok büyük bir avantaj. Şöyle bir düşünelim; Bir tv kanalına reklam verdik diyelim. Aylık verdiğinizi farzedersek bir ay boyunca yayınlanan reklamlarınızı tek bir vatandaş bile izlemese siz yinede ücretini ödüyürsunuz. Ancak google'da ulaştığınız insan sayısına göre ücretlendirme yapılmakta.

Ayrıca reklamlarınızı kendiniz takip edebiliyor, istediğiniz an başlatıp, istediğiniz zaman da durdurabiliyorsunuz. Dilediğiniz kelimeleri seçip, o kelimelere reklamlarınızı koyuyor, maliyetinizi sınırlandırabiliyorsunuz. Örneğin 100 YTL reklam bütçeniz var bu ay için.. 1oo YTL bitince reklamınız durduruluyor ve sürprizlerle karşılaşmıyorsunuz. Ayrıca reklamlarınızı kaç kişi tıklamış, her an panelinize giriş yaparak takip edebilirsiniz.

Bunun yanında birde web sayfalarına gönderdiği reklamlar var google'ın. Burada da sistem şöyle işliyor. Dilerseniz yazılı, dilerseniz resim veya video reklamlarınızı google'a gönderiyor ve üzretlendirmesini seçiyorsunuz. Google sizin sektörünüzle alakalı sitelere sizin reklamınızı yerleştiriyor. Dolayısı ile reklamınızı binlerce sitede bile yayınlama şansına sahip oluyorsunuz.

Peki okadar sitede google benim reklamlarımı nasıl yayınlayacak? Google sizden aldığı tıklama başına maliyetin bir kısmını web sitelerinin sahiplerine öder. Dolayısı ile web sayfalarından gelir elde etmek isteyen kişiler sitelerinde googe için reklam alanları ayırırlar. Bir çok sitede gördüğümüz Google Reklamları yazan alanlardır işte bunlar.

Sizde bu gelişmiş reklam sistemini denemek isterseniz yan taraftaki tavsiye butonumuzu kullanabilirsiniz.

Şimdilik Hoşçakalın...

İnternet Reklamcılığı

Reklam sözcüğü Latince clamare(çağırmak) sözcüğünden gelmektedir. Reklam sözcüğünü kısaca şöyle tanımlıyorum ben; Arz sahibinin, ürettiği mal veya hizmetini talep sahibinin dikkatine sunmaktır. Bu kelimeyi ve reklamın ne olduğunu bilmeyenimiz yoktur sanırım. O halde bu paragrafta lafı uzatıp kafanızı ağrıtmayalım:)

Peki reklamda internetin yeri nedir? Bu sanal dediğimiz alemde nasıl reklam yapabiliriz? Yaptığımız reklamlar gerçekten etkili olur mu? Hangi tür reklamlar vermeliyim? Gibi soruları cevaplamaya çalışalım.

1980'li yıllarda internetin ortaya çıkmasıyla birlikte hızla dünyamıza giren internet her konuda olduğu gibi reklam konusunda da çok şey kattı hayatımıza. Önce web sayfaları hazırladık kendimizi, şirketimizi yada ürünümüzü tanıtmak için. Ancak 1990'lı yılların gelmesiyle hızla artan internet kullanıcıları yeni reklam seçeneklerine yönlendirdi bizleri. Önce bannerler çıktı karşımıza, daha sonra text reklamlar sunarak talep sahibini bize yönlendiren siteler..

Şu anda internet reklam pazarı yaklaşık 30 milyon dolar büyüklüğündedir ve çok kısa bir zamanda 100 milyon doları bulacağı öngörülmektedir.

Peki internet reklamı bize olumlu bir sonuç verir mi? Bence önce doğru tercih ve doğru yöntemi belirlemeliyiz. Ki bunu başardığımız takdirde bir tv kanalından yada bir ulusal gazeteden çok daha faydalı ve ekonomik olacaktır. Şu anda ülkemizde ulusal tv kanallarının izleyici sayısından fazla ziyaretçisi olan siteler mevcuttur.

İnternet pazarında faaliyet gösteren birçok firma mevcuttur ve çok çeşitli reklam seçenekleri sunmaktadırlar. Kelime reklamlarından bannerlere geniş bir reklam porföyü mevcut.

İnternet reklamcığından bahsedip de Google Adwords'tan bahsetmemek olmaz tabiki. Son yıllarda internette dünyanın en yenilikçi firmalarından olan Google, her insanın kendi reklamını istediği yerde, istediği tutarda ve istediği kadar yayınlayabileceği gelişmiş bir reklam hizmeti sunmaktadır. Google Adwords gelişmiş ve detaylı bir sistem. Dilerseniz bir sonraki yazımızda da Adwords'tan bahsedelim.

Herkese kucak dolusu sevgiler...

Yeni Nesil Web Siteleri

Bu işin üstadları web konusundaki değişimleri web 2.0, sonra da web 3.0 olarak adlandırıyorlar. Aslında bu değişimin olduğu gerçek, ama hiç kimse bu sınıflandırmalar arasına net bir çizgi çekemiyorlar. Tüm kıstasları belirleyip bir çizgi çekmek de imkansız zaten. O yüzden ben tüm bu değerlendirmeleri ve kıstasları harmanlayıp genelliyor ve "yeni nesil web siteleri" olarak adlandırıyorum kabaca.

Daha önceleri web sitelerini yapanlar içeriğini oluşturuyorla ve kullanıcı bu içeriğe ulaşabiliyordu. Zamanla kullanıcılar içeriğe yorumlarını yazmaya başladılar. Yani kendi fikirlerini de beyan ettiler sadece. Yani önümüze konulanı yemek zorunda olsak bile yedikten sonra tadını başkalarına söyleyebiliyorduk artık.:)

Bu gelişmeler hızla devam etti. Düşünün bir hele. Bir sitenin sahibi siteye nekadar özgün içerik yerleştirebilir? Zamanla içeriğin oluşmasında da kullanıcı desteği gerekti. Ve önce vikipedia'larla falan başlayan içeriğini kullanıcıların oluşturduğu siteler büyük ataklar yaptılar. Bir vikipedia dünyanın en büyük sitelerinden bugün. Ayrıca tüm içeriğini de kullanıcılar oluşturmakta..

Konu uzun ve derin. Özellikle internet olunca konumuz anlatmakla bitmez ki. Her site başlı başına bir makale aslında. İnşallah vaktimiz olur da başlıklar halinde inceleme şansı yakalarız ilerleyen zamanlarda..

Ve son günlerin en meşhur sitesi facebook'a gelelim yine.. Aslında konumuz bu örnekle daha iyi anlaşılacak. Artık internet kullanıcısı önüne konulanları yemiyor arkadaşlar. Kendisi birşeyler oluşturmak, oluşturulana katkı sağlamak, birşeylere dahil olmak istiyor. Yani sitenizde kullanıcı ne kadar özgürse, neler yapabiliyorsa, nelere katkı sağlayabiliyorsa, istediklerini gerçekleştirebiliyorsa, neler oluşturabiliyorsa siteniz okadar güzel bir projedir. Vede hak ettiği değeri mutlaka bulacaktır.

Bakalım hızla gelişen bu uçsuz bucaksız deniz daha neleri değiştirecek hayatımızda. Özellikle webmasterler ve internet kullanıcıları için tavsiyem gelişmeleri iyi takip edin.. Çünkü içine girdikçe tiryakisi olacaksınız web sitelerinin ve bu sanal deryanın.. Şimdilik Hoşçakalın...

İnternetin Günlük Hayatımıza Etkileri

Gelişen dünyamızda artık her yıl hatta her ay eski alışkanlıklarımızdan birçoğu tarihe karışıyor. Bazen bir anda bazen de yavaş yavaş değiştiriyor hayatımızda birçok şeyi.. Herşey çok hızlı gelişip değişiyor etrafımızda elbette ama en hızlı değişim internetle oldu sanırım.. Yada internetle çok uğraştığım için bana öyle geliyor. Ama yinede ben kararlıyım. Bana göre en büyük değişim internette ve internet hayatımızı çok fazla etkiliyor artık..

Örneğin internet son yıllarda alışveriş kültürümüze bile girdi. Kim düşünürdü ki 20 yıl önce internetten alışveriş yapacağımızı.. Hatta son yıllarda internetteki alışveriş potansiyelimiz katlanarak hızla artıyor. Artık her ilimizde marketler zinciri oluşturmaya gerek varmı? İnternetteki bir sanal marketinizle tüm dünyaya hitab edebiliyorsunuz.

Yine haber siteleri de bence önemli mesafe katetti. Artık medya kuruluşları içerisinde internet medyasını da saymak zorundayız. Çünkü biz tv kanalı kadar, bir gazete, bir radyo kadar haber sitelerinin de kullanıcı kitlesi var artık..

Birde meşhur video sitesi youtube'yi ele alalım kısaca. Bence internetin gücünü en iyi hissettiren sitelerden.. Artık birçok yetenek youtube de keşfediliyor. Dünyada gizli kalmış birçok gerçek burada bir video ile ortaya çıkıveriyor. Haberlerden, maçlara, yeteneklerden görüşlere, icatlardan tanıtımlara milyarlarca video bu sitede hayat buluyor ve tüm dünyanın karşısına çıkıyor.

Son günlerde adını hepimizin sıkça duyduğu facebook'da yine en etkililerinden sitelerin.. Artık kullanıcı kitlesi bir çığ gibi büyüyor tüm dünyada.. Ve sitenin şu anki değeri ülkemizdeki en büyük tv kanallarından daha fazla.. Bunu olayın ciddiyetini görmemiz açısından söylüyorum.. Artık internet en etkili silah tüm dünyada...

Uzun lafın kısası internet artık yaşam biçimimizi, kıyafetimizi, konuşmamızı, arkadaşlıklarımızı, kültürümüzü, ahlak yapımızı, aile bağlarımızı, yemek ve uyku alışkanlıklarımızı, yani herşeyimizi ama her şeyimizi etkiliyor. İnternetle yatıp internetle kalkıyoruz. Yoksa itirazı olanınız mı var?:)

Görüşmek üzere...

İnternet ve Blog

Bloglar kişilerin özgürce seslerini duyurabilecekleri, düşüncelerini ifade edebilecekleri sanal bir imkan sundu bizlere.. Hani insan bazen birşeyler haykırmak ister, ama etrafında sesini duyurabileceği kimse yoktur. Yada bazen insan birşeyleri etrafındakilerle paylaşmak ister, ama sesini duyan, onu kaale alan, umursayan kimse yoktur.İşte bloglar bu yönden bir arkadaş gibi oldu bizlere.. Klavyemizle neyi yazarsak gönderiyor garibim yayına..

Biz bu aleme sanal diyoruz ama bana göre burası apayrı bir dünya. Yani aslında birçok insan gerçek hayattan daha çok zaman ayırıyor bu sanal dediğimiz dünyaya. Hem eskiden internette önümüze neyi koyarlarsa onu okurduk. Yorum yapma şansımız yoktu, kendi sesimizi duyurma şansımız hiç yoktu. Belki vardı ama bukadar kolay olmuyordu. Ve bizde o yüzden okuduklarımıza çoğu zaman katılmasak da içimizde kalıyodu fikirlerimiz yada kalmak zorundaydı.

Ama kısa zamanda internet bazılarının web 2.0 ve sonra da web 3.0 diye tabir ettiği ancak kesin ve net tanımı yapılamayacak kadar hızlı evrelerle gelişti. Ve şu anda geldiğimiz noktada artık yayıncı-okuyucu harmanlanmış vaziyette.. Hatta bir çok sitenin içeriğini tamamen kullanıcılar oluşturmakta. Uzun yıllar internette önüne konulanı yemeye mahkum olmuş kullanıcı kitlesi de tabiki bu gelişmelerden son derece memnun. Son günlerde patlama yapan facebook çılgınlığı buna en iyi örnek olsa gerektir.

Tabii birde dünyada internete gözardı edilemeyecek büyüklükte bir kitlenin her geçen gün daha da fazla akın ettiği gerçeğini ilave edersek. Ben buradan şu sonucu çıkarıyorum. İnternet hepimiz için neredeyse zorunlu bir dünya artık. Sesimizi duyurmak, fikirlerimizi paylaşmak, bu dünyada yerimizi edinmek için zorunlu diyorum. Çünkü bildiklerimizi yada düşüncelerimizi paylaşmazsak, doğrularımızın yada yanlışlarımızın asla farkına varamayız.

İşte bloglar o yüzden çok değerli benim için. Siz düşüncelerinizi payşaşıyosunuz, kullanıcılar da yorum yapıyorlar. Eğer doğru düşünüyo veya faydalı bilgilere sahipseniz, bilgilerinizi ya da fikirlerinizi paylamanın mutluluğunu yaşıyorsunuz. Ancak yanlış düşünüyo veya biliyorsanız da bunu size birileri söylüyor. Bu sayde de yanlışınızın farkına varıyorsunuz..

Bir sonraki yazımda görüşmek ümidiyle...