Küçük yaşlardan beri okumaya çok meraklıyımdır. Çok fazla kitap okur, bulduğum her kitap, gazete ve dergiyi okumaktan zevk alırım.
Şimdi ise blog okumaya başladım ve tarifi imkansız bir zevki olduğunu düşünüyorum. Sanırım kaliteli bloglar yeni bağımlılığım:)
İşte severek okuduğum bloglardan bir tanesi de altiustutasarim.com Mehmet Doğan'ın bloğudur. Kendisi engin bilgi ve birikime sahip, gelişmiş derecede yabancı dili ve yurt dışında bulunmasının avantajıyla idollerimizden bir tanesi.
Adsense konusunda yardım isteyen arkadaşlarım için bende sevgili Mehmet Doğan'ın sitesinden yardım aldım. İşte sizlere önemli adsense ipuçları;
1- Google reklamlarını hazırlarken, reklamlar içindeki renklerin, sitenizin renk paleti ile birebir uyumlu olmasına dikkat edin. Özellikle arkaplan ve link renkleri.
Google reklamlarını sitenizin içine direk olarak harmanlayın. Reklamları içeriğin dışarısına taşımak ya da farklı görünmesi yerine, reklamları, içeriğin içine gömün.
2- Sitenize gelen kullanıcıların bir çoğu, sitenizi, onların akıllarında oluşan bir "hedef" ile arama sonuçları sayesinde buluyor. Sunduğunuz içerik onların hedeflerini karşılamıyorsa, karşılayan başka bir siteye gideceklerdir. Bu nedenle, sitenizde sizin içeriğin vermediği fakat kullanıcının hedefini karşılama ihtimali yüksek diğer sitelerden oluşan "bağlantı birimleri" kullanın.
3- Google reklamlarını, sitenizin en üst kısmına ya da sağ sütuna koymayın. Birçok kullanıcı, sitenize bir hedef ile geliyor ve bu hedefi, onlara sunduğunuz içerikte arıyor. Bu nedenle kullanıcılar, çoğu zaman sitenizin üst ve sağ kısmını neredeyse tamamen görmezlikten geliyor.
4- Eski ve geleneksel web reklamlarına birçok kullanıcı alıştı ve bunları görmezden gelme konusunda uzmanlaştı. Web, yazılı medya. Onlara tekst içeren reklamlar verin. Banner, resimli afiş türü reklamlardan uzaklaşın.
5- "Hedef reklam, hedef reklam, hedef reklam"… Sitenize kimler geliyor? Hedef kitleniz, okurlarınız ne ile ilgileniyor? Acaba sitenize, yeni çıkan PlayStation oyunu hakkında bilgi almak isteyen 15 yaşındaki bir okur "ev sobaları" reklamı ile ilgilenir mi? Elinizden geldiğince sitenizde çıkan reklamları gözden geçirip, hedef kitlenize uymadığını düşündüğünüz reklamları, Google reklamların "Rekabetçi Reklam Filtresi" yoluyla filtreleyin.
6- Google reklamın size verdiği Kanallar aracını ve MyBlogLog sitesini ya da diğer istatistik sitelerini kullanarak, sitenize koyduğunuz hangi reklamın, ne kadar başarılı olduğunu takip edin, ölçün.
7-Değişiklik yapmaktan çekinmeyin! Yukarıdaki araçlardan aldığınız sonuçların yardımıyla, sitenizde değişiklik yaparak, sitenizde yer alan reklamların başarısını test edin, yeniden değiştirip, yeniden test edin.
8- Sitenizin ana amacı reklam geliri sağlamak değil, kullanıcıların geliş amaçlarına ve geliş hedeflerine yardımcı olmak olmalı. Sitenizi, reklam sirkine döndürmeyin!
9- Reklamlarınızı gözlemleyin, test edin ama ana isiniz olan kullanıcı memnuniyetini ana hedef olmaktan çıkarmayın.
10 -Dünyadaki en başarılı ilk 5 şirketten biri olan Google'u ve çoğu doktora ve mastır derecesine sahip olan çalışanlarını aptal yerine koymayın! Yani hile yapmayın!
Google Reklam (Adsense) Yayıncılarına Tavsiyeler
Mutluluğun Sırrı
Yılbaşı yazımı yazarken konuyu mutluluğa getirmiştim hani istemeden de olsa.. Ama yeni yılda tüm insanların mutlu olmasını istediğimizden yazım yinede özünden sapmamış diye düşündüm tekrar okuyunca birkaç gün sonra..
Ee madem ki mutluluk istiyoruz tüm insanlar için, ozaman insanların nasıl mutlu olabileceklerini de araştırayım istedim. Ve bulduğum en tutarlı araştırma aşağıdaki gibi;
Time dergisi, insanların nasıl mutlu olabileceklerini araştırmış ve bu konuyu uzmanlarına sormuş. Ve çıkan sonuçta mutlu olmanın sırları özetle şöye;
1- Şükretmek
2- Müzik Dinlemek
3- Kucaklaşın ve Sarılın
4- İnançlarınızla Ruhunuzu Besleyin
5- Gülün
6- İyilik Yapın
7- Geleneklerinize Sahip Çıkın
Evet bilimsel olarak da mutluluğun sırları böyleymiş. E ozaman şimdi hep beraber mutlu bir hayat sürmeye ne dersiniz?
Yeni Yıl Hepimize Mutluluklar ve Huzur Getirsin
Hani bir söz vardır ya alışılagelmiş; Hayat su gibi akıp geçiyor diye.. Gerçekten de hayat çok hızlı akıp gidiyor. Ayağımızın altında sürekli dönüp duran bir koşu bandı gibi, biz farkında olmadan aynı mekanda olmanın gafletindeyken o hızla geçip gidiyor ayağımızın altından..
2007 hepimiz için çok büyük mutluluklar da bulundurmuştur içinde acı ve hüzünler de. Yani bazılarımız için 2007 hayatlarında asla unutamayacakları eşşiz bir yıl belki. Ama sevinçler gibi çok büyük hüzünler de unutulmazlar öyle değil mi? Yani bazılarımız da hüzünleriyle hatırlayacaktır geçtiğimiz yılı muhakkak..
Şöyle düşünüyorum da hayat ne kadar garip değil mi? Koskoca bir 25 yıl bırakmışım arkamda.. Ama herşey bir hayal, bir rüya gibi sanki..
Hani sinemaya gideriz ve filme iyi konsantre olmuşsak, sanki filmdeki ortamda yaşıyormuş gibi oluruz. Benliğimizi okadar vermişizdir ki filme, filmin geçtiği yerde yaşar, kahramanlarıyla birlikte paylaşırız senaryoyu.. Bazen hüzünlenir, bazen korkar, bazen de seviniriz öyle değil mi?
Ve sonra sinemadan dışarıya çıktığımızda kısa bir süre kendimizi apayrı bir dünyada hissederiz. Tarifi değişik, apayrı duygular yaşarız. Hatta uzun süre filmin etkisinden kurtulamayız..
İşte ben düşünüyorum da birgün ömrümüzün sonuna geldiğimizde sinemadan çıkmış bir insanın ruh halini yaşayacağız sanırım.. Hayat dediğimiz şey okadar basit yani.. Belki ömrümüzün sonunda tüm hayatımızı tek bir cümleyle özetleyebileceğiz kim bilir.
İşte bu kadar basit olan hayatımızda hiç bir insanı kırmaya, üzmeye, kazıklamaya, aşağılamaya değmez hiçbir şey.. Hayatta insanı mutlu eden tek şey, elindeki imkanlara razı olmak ve sevmektir bence. Her türlü imkanımıza razı olmalı, insanları ve doğayı sevmeliyiz. İşte ozaman gerçek mutluluğu tadacağımızdan eminim..
Bir yılbaşından, yeni yıldan başlayıp konuyu nerelere getirdim görüyormusunuz? Benim kadar konuyu dağıtabilen blog yazarı fazlada yoktur galiba:)
Herkesin yeni yılını kutlar, 2008 yılının hepimize mutluluk getirmesini temenni ederim.. Tekrar buluşmak ümidiyle...