Türk Toplumu, Kanun ve Kurallar

Geçenlerde birkaç arkadaş toplandık, birlikte sohbet ediyoruz. Tipik Türk erkeklerinin çoğunluğu hani her konuda ülke meselelerini enine boyuna tartışmayı severler ya. Bizim arkadaş da balıklama daldı konuya.. Son zamanlarda ülkemizde yapılan bazı değişiklikler ve düzenlemeler yine halka zarar veriyormuş. Aslında halkın faydasını isterken, istemeden de olsa ülkemize zarar veriyormuş değişiklikler.. Olayı tam anlayabilmek için detaylıca anlatmasını istedim. Hani ülke meseleleri konusunda illaki söyleyecek bir çift sözüm olmuştur her zaman..

Sağlık konusundaki düzenlemeler çok faydalıymış halkımız için. Ancak bazı özel hastaneler sahte evraklarla sigorta kurumlarından çok yüklü miktarlarda para tahsil ediyorlarmış. Yine bazı eczaneler, tanıdık bir doktor bulup (yada rüşvet karşılığı), eşten dosttan sağlık karnelerini toplayarak ilaç yazdırıyorlar, devleti zarara uğratıyorlarmış. Hatta tanıdığı bir eczacının iflasın eşiğinde iken, bu yöntemle maddi durumunu bir hayli düzelttiğini de söyledi. Tanıdığı bir işyerinin personelinin karnelerini toplayıp, işlemlerden sonra tekrar dağıtıyormuş. Bir diğer şikayeti de vergi iadelerinin kaldırılması imiş arkadaşın. Bu sayede halk artık fiş almıyor, bu nedenle de devlet vergi toplayamıyormuş.

Tüm bunları dinlerken aslında hem tüylerim diken diken oldu, hem kendimize acıdım hemde üzüldüm. Düşünebiliyormusunuz nasıl bir milletiz biz? Bu zamana kadar hastanelerdeki kuyruklardan şikayet ederken, şimdi birçok kolaylık bize sunuluyor ama bununda tadını doyasıya çıkaramıyoruz. İllaki her sistemin bazı açıkları olur ve olmak zorundadır. Biz Türk milleti niye zekamızı üreticilik yada yaratıcılık için kullanmayız da, hep böyle sistem açıkları ararız bilmiyorum.

Burada asıl suç bence o kolaylıkları sağlayanlar yada kanunlar değil, o şerefsizliği kendine yakıştırıp tüyü bitmemiş yetimin hakkını devletten sömürenlerdir. Hani hep şikayetçiyizdir ya biz ülkemizin kalkınamamasından.. İşte bunun gerçek sorumlusu idarecilerimizden çok bizleriz halk olarak...

60'lı yıllarda Türk'ler Almanya'ya gitmişler işçi olarak. Bakmışlar sokak ortalarında kola, sigara vb. şeyleri almak için küçük jetonlu dolaplar. Birkaç kez jetonla kullandıktan sonra çözümü bulmuşlar hemen. Bir jeton kalıbı yapıp, buzdulabının buzluğunda jeton imal etmişler. Ve bu jetonlarla uzun yıllar alışveriş yapmışlar. Taki makinalar paslanana kadar. Paslardan ancak çözebilmişler uzun zaman sonra Almanlar olayı...

Bu örneği niye anlattığımı sanırım anlamışızdır. Evet Avrupa ülkeleri bizden çok fazla gelişmişler ama bu halkın bilinçlenmesiyle olmuş. Onlar bu kolaylıkları istismar etmedikleri için kullanabiliyorlar. Kanun ve kurallar ülkedeki tüm insanların huzur ve refahı için konulur. Ve tüm halk bu kanun ve kurallara uymayı öğrenirse ancak ozaman refah seviyesi yükselir. Yoksa ne adalet, ne polis nede kanunlar tüm halkı kontrol etme şansına sahiptir. Avrupa Ülkelerinde birçok halk önünde giden otomobilden yere çöp atan insanları şikayet edecek kadar bilinçlidir. Çünkü o şikayet, yaptırımları getirecek ve o insanın da bilinçlenmesini sağlayacaktır. Ya bizler ülkemiz ve halkımız için neler yapıyor, neler düşünüyoruz?

Bence hepimiz artık bilinçlenmeli, kendimiz kuralları ihlal etmediğimiz gibi başkalarının da ihlal etmesine izin vermemeliyiz. İşte ozaman toplumun yaptırımı ortaya çıkacak, bazı şeyler kendiliğinden değişmeye başlayacaktır. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığımızla hep zarar gördük ve görmeye de devam edeceğiz.

Unutmayın ki dünyada her insan hak ettiği konuma gelebilir. Ve birçoğumuzun bulunduğu yer, statü hak ettiğimiz yerdir. Daha farklı yerlerde olmak istiyorsak, daha fazla ve daha farklı şeyler yapmalıyız demektir. Bu kural milletler ve toplumlar için de geçerlidir. Bizler hak ettiğimiz konumdayız ve daha fazlası için daha fazla şey yapmalıyız. Hoşçakalın...

Hiç yorum yok: